
seyirci gözüyle

Son zamanlarda seyrettiğim bazı filmlerle ilgili görüşlerimi paylaşmak istedim.Baştan söylemeliyim ki,ben sinema eleştirmeni değilim.Nitekim,filmler ilgili düşüncelerimi yazıya dökerken de bunu unutmamaya çalıştım.Daha çok, iyi bir sinema seyircisi olarak bir şeyler anlatmaya çalıştım diyebilirim..
Nine: Animasyon filmleri çocukluğumdan beri sevmişimdir.Tim Burton gibi ustalar animasyonu Waltdisneyin elinden kurtarıp,aslın da yetişkinlerinde hala çizgi film sevdiğini ve hala seyretmeyi çok istediğini bilerek sinemaya güzel örnekler kazandırdılar.Nine filmi de bunlardan biri:kendini yok eden bir insanlık ve bu yok oluşun mimarlarından olan birinin yarattığı kuklaların yeni bir başlangıç yapmak için giriştikleri mücadele..Çok naif bir bakış açısının olduğunu söylemeliyim,Ailecek seyredilebilecek bir film.
Shearlock Holmes:Mahallemizde daha önce sorulan bir soruya yaptığım bir yorumda;eski polisiyeleri daha çok beğendiğimi ve bunların nedenlerini anlatmaya çalışmıştım..Netekim,bu film için söyleyebileceğim tek şey;berbat olduğu.Bir çok S. Holmes uyarlaması seyrettim,bunların içinde beğenmediklerimde vardı ama bu kadar kötüsünü seyretmedim desem abartmış olmam.Bir İngiliz beyefendisinden çok Chicago polis teşkilatından ayrılmış berduş kılıklı bir dedektifin maceralarını seyretmek zorunda kalıyoruz ne yazık ki.Üstelik,o muhteşem zekanın kırıntısının bile olmadığı, ayrıntıların unutulduğu ve söz düellolarının meyhane jargonunu geçemediği bir film.Zaten sonuna kadar da seyretmedim.En azından S. Holmes benim aklımda bildiğim gibi kalsın.
Pandorum:Uzayda geçen bir korku filmi.Aslında şu ünlü Mardukla bulaşacağımız 2012 yılına yönelik çekilmiş bir film.Yine bir felaket sonrası,uzaya gönderilen kolonicilerin uyandığında gemide kurt adamlarla karşılaşması,bu kurt adamların ne dediklerini anlamadıkları onlarla mücadele etmeleri.Film bir gemide geçtiği için ilk yarım saatinde ki klostrofobik anlatım çok iyi,ne yazık ki sonrasında tipik bir kaç-vur-noktaya ulaş kovalamacasına dönüyor.Üstelik,kurt adamların gemide ne aradığı konusunda ki açıklamada ilkokul kitaplarında ki fen bilgileriyle bile uyuşmuyor.
Moon:Yine uzayda geçen bir gerilim filmi.Bu kez, ayda maden çıkartmakla görevli birinin kendisiyle ilgili gerçekleri bir kaza sonucu öğrenmesini derin bir psikolojik çöküntü ile öğrenmesini seyrediyoruz. Kendisinden bir tane daha olduğunu farkına varıp da,acaba ben deli miyim diye çelişkiye düştüğü sahneler çok iyi idi..Çok sade bir anlatımı var filmin, sizde sakin sakin seyrediyorsunuz, gereksiz şiddetin olmadığı bir film.Ailecek seyredebilirsiniz..
Law Abürdüng Citizes: Amerikan adalet filmlerinin ana teması; adaletin bir biçimde tecelli edeceği yada her zaman adaletin kazanacağıdır. Hatta,bu adalet filmlerinin demokratlar ile cumhuriyetçilerin fikir çatışmalarının geçtiği alan olduğunu söyleyebilirim.Ailesi iki psikopat hırsız tarafından öldürülen bir adam yıllar sonra ikisini de korkunç bir biçimde öldürür.Teslim olur ve film bundan sonra başlar.Açıkçası beklediğim bazı şeyler yoktu filmde;mahkeme salonunda ciddi politik göndermeler yada savcı ile intikamcı baba arasında ki derin felsefi diyaloglar gibi.Yalnızca iki sahnede bunlar vardı ama çok yüzeysel.Filmin geri kalanı bir tür zamanla yarış biçiminde.İfade vermek için şartlar öne süren intikamcı babanın bir süre sonra pek de öyle sade bir vatandaş olmadığını anlıyoruz.Özellikle filmin sonlarında hapisteki bir adamın nasıl dışarıdaki insanları öldürebildiğini öğreniyoruz ki,gerçekten ilginç.Sonunu söylemeyeceğim ama cumhuriyetçiler kazanıyor ne yazık ki… (Bu arada,filmin adını yanlış yazmışım)
Prince of Persia: Evet,tam tahmin ettiğiniz gibi kötü bir pc oyunu uyarlaması daha.Ne tarihe bağlılık ne diyalog ne de adam gibi bir kurgusu var.Sanırım,bu alan da Racident Evil hala en iyi olma özelliğini koruyacak.
Ah ah…Milla, zombi olayım da döv beni!?
Iron Man 2 : İlki kadar başarılı olamayan bir devam filmi.Zaten ben de M. Rourke’nin hatırına seyrettim.Açıkçası,çizgi roman kahramanlarının bazılarını hiç sevmem;Batman,Süperman,Fantastik dörtlü ve Demir Adam gibi.Sanırım sağ ve sığ kahraman tiplemeleri olduğu için.Zaten Hulk bunların hepsini döver..
Lesbian Wampir Killers: Bu filmi ne zaman ve neden seyrettiğimi hiç hatırlamıyorum.Pek aile filmi değil sanırım..
Zombieland: Filmi sessiz seyrederseniz o saçma sapan diyalogları da duymamış olursunuz.Ben öyle yaptım,sonuna kadar seyredebildim…
Soysuzlar Çetesi:Filmin İngilizce ismini hatırlayamadım,neyse.Kill Bill filmini çektiğinden beri Tarantino hakkında ki düşüncem;artık film çekmesin.Birer kolaj çalışmasından öteye gidemeyen filmlerinin zaten gittikçe düşen film sanatını daha da ayağa düşürmekten başka hiçbir katkısı yok.Üstelik,uzun süredir,Yahudi propagandasının bu kadar gözümüze sokulduğu bir film seyretmemiştim.Yalnızca bir saat dayanabildiğim için film hakkında pek bir şey söyleyemeyeceğim.ne ailecek ne de tek başınıza seyretmeyin..
Şimdilik bu kadar,gelecek ay görüşmek üzere..
Nine: Animasyon filmleri çocukluğumdan beri sevmişimdir.Tim Burton gibi ustalar animasyonu Waltdisneyin elinden kurtarıp,aslın da yetişkinlerinde hala çizgi film sevdiğini ve hala seyretmeyi çok istediğini bilerek sinemaya güzel örnekler kazandırdılar.Nine filmi de bunlardan biri:kendini yok eden bir insanlık ve bu yok oluşun mimarlarından olan birinin yarattığı kuklaların yeni bir başlangıç yapmak için giriştikleri mücadele..Çok naif bir bakış açısının olduğunu söylemeliyim,Ailecek seyredilebilecek bir film.
Shearlock Holmes:Mahallemizde daha önce sorulan bir soruya yaptığım bir yorumda;eski polisiyeleri daha çok beğendiğimi ve bunların nedenlerini anlatmaya çalışmıştım..Netekim,bu film için söyleyebileceğim tek şey;berbat olduğu.Bir çok S. Holmes uyarlaması seyrettim,bunların içinde beğenmediklerimde vardı ama bu kadar kötüsünü seyretmedim desem abartmış olmam.Bir İngiliz beyefendisinden çok Chicago polis teşkilatından ayrılmış berduş kılıklı bir dedektifin maceralarını seyretmek zorunda kalıyoruz ne yazık ki.Üstelik,o muhteşem zekanın kırıntısının bile olmadığı, ayrıntıların unutulduğu ve söz düellolarının meyhane jargonunu geçemediği bir film.Zaten sonuna kadar da seyretmedim.En azından S. Holmes benim aklımda bildiğim gibi kalsın.
Pandorum:Uzayda geçen bir korku filmi.Aslında şu ünlü Mardukla bulaşacağımız 2012 yılına yönelik çekilmiş bir film.Yine bir felaket sonrası,uzaya gönderilen kolonicilerin uyandığında gemide kurt adamlarla karşılaşması,bu kurt adamların ne dediklerini anlamadıkları onlarla mücadele etmeleri.Film bir gemide geçtiği için ilk yarım saatinde ki klostrofobik anlatım çok iyi,ne yazık ki sonrasında tipik bir kaç-vur-noktaya ulaş kovalamacasına dönüyor.Üstelik,kurt adamların gemide ne aradığı konusunda ki açıklamada ilkokul kitaplarında ki fen bilgileriyle bile uyuşmuyor.
Moon:Yine uzayda geçen bir gerilim filmi.Bu kez, ayda maden çıkartmakla görevli birinin kendisiyle ilgili gerçekleri bir kaza sonucu öğrenmesini derin bir psikolojik çöküntü ile öğrenmesini seyrediyoruz. Kendisinden bir tane daha olduğunu farkına varıp da,acaba ben deli miyim diye çelişkiye düştüğü sahneler çok iyi idi..Çok sade bir anlatımı var filmin, sizde sakin sakin seyrediyorsunuz, gereksiz şiddetin olmadığı bir film.Ailecek seyredebilirsiniz..
Law Abürdüng Citizes: Amerikan adalet filmlerinin ana teması; adaletin bir biçimde tecelli edeceği yada her zaman adaletin kazanacağıdır. Hatta,bu adalet filmlerinin demokratlar ile cumhuriyetçilerin fikir çatışmalarının geçtiği alan olduğunu söyleyebilirim.Ailesi iki psikopat hırsız tarafından öldürülen bir adam yıllar sonra ikisini de korkunç bir biçimde öldürür.Teslim olur ve film bundan sonra başlar.Açıkçası beklediğim bazı şeyler yoktu filmde;mahkeme salonunda ciddi politik göndermeler yada savcı ile intikamcı baba arasında ki derin felsefi diyaloglar gibi.Yalnızca iki sahnede bunlar vardı ama çok yüzeysel.Filmin geri kalanı bir tür zamanla yarış biçiminde.İfade vermek için şartlar öne süren intikamcı babanın bir süre sonra pek de öyle sade bir vatandaş olmadığını anlıyoruz.Özellikle filmin sonlarında hapisteki bir adamın nasıl dışarıdaki insanları öldürebildiğini öğreniyoruz ki,gerçekten ilginç.Sonunu söylemeyeceğim ama cumhuriyetçiler kazanıyor ne yazık ki… (Bu arada,filmin adını yanlış yazmışım)
Prince of Persia: Evet,tam tahmin ettiğiniz gibi kötü bir pc oyunu uyarlaması daha.Ne tarihe bağlılık ne diyalog ne de adam gibi bir kurgusu var.Sanırım,bu alan da Racident Evil hala en iyi olma özelliğini koruyacak.
Ah ah…Milla, zombi olayım da döv beni!?
Iron Man 2 : İlki kadar başarılı olamayan bir devam filmi.Zaten ben de M. Rourke’nin hatırına seyrettim.Açıkçası,çizgi roman kahramanlarının bazılarını hiç sevmem;Batman,Süperman,Fantastik dörtlü ve Demir Adam gibi.Sanırım sağ ve sığ kahraman tiplemeleri olduğu için.Zaten Hulk bunların hepsini döver..
Lesbian Wampir Killers: Bu filmi ne zaman ve neden seyrettiğimi hiç hatırlamıyorum.Pek aile filmi değil sanırım..
Zombieland: Filmi sessiz seyrederseniz o saçma sapan diyalogları da duymamış olursunuz.Ben öyle yaptım,sonuna kadar seyredebildim…
Soysuzlar Çetesi:Filmin İngilizce ismini hatırlayamadım,neyse.Kill Bill filmini çektiğinden beri Tarantino hakkında ki düşüncem;artık film çekmesin.Birer kolaj çalışmasından öteye gidemeyen filmlerinin zaten gittikçe düşen film sanatını daha da ayağa düşürmekten başka hiçbir katkısı yok.Üstelik,uzun süredir,Yahudi propagandasının bu kadar gözümüze sokulduğu bir film seyretmemiştim.Yalnızca bir saat dayanabildiğim için film hakkında pek bir şey söyleyemeyeceğim.ne ailecek ne de tek başınıza seyretmeyin..
Şimdilik bu kadar,gelecek ay görüşmek üzere..
yorumlar
sweetdrop (29 Haziran 2010, Salı 22:15)
Inglourious Basterds'ı beğenmiştim..Christoph waltzın oyunculuğuna bayılmıştım ve ödüm kopmuştu desem abartmış olmam diğerlerinden de izlediklerim var ama sadece bunu sölemek istedim
sayfa çok uzamasın diye aradaki 3 cevabı gizledik. okumak için buraya tıkla.
dersu uzala (29 Haziran 2010, Salı 22:57)
ben biraz beklentili seyretmiştim ama macera filminin ötesine geçemedi pek

















Amerikan adalet filmlerinin ana teması; adaletin bir biçimde tecelli edeceği yada her zaman adaletin kazanacağıdır. Hatta,bu adalet filmlerinin demokratlar ile cumhuriyetçilerin fikir çatışmalarının geçtiği alan olduğunu söyleyebilirim-> çok doğru =)
Üstelik,kurt adamların gemide ne aradığı konusunda ki açıklamada ilkokul kitaplarında ki fen bilgileriyle bile uyuşmuyor.-> onu da bağla artık bi yere di mi ama o kadar zahmete girmişsin, para harcamışsın..
s. holmes in yönetmeni kim?
nine süper yaa =) bi de wall-e var tabi kurgusu iyi.. neyse eklemiyim.. =)